"

Yılmadan Yap

Yılmadan yap.
Fırsatı kaçıracağın için değil, önünde yılgınlık göstereceğin her kimsenin
bir zorba veya bir zorba adayı olması yüzünden.
Yılma ki sıcaktan kavrulana gölgen,
suda boğulana elin erişsin.
Önce yap, sonra açıklarsın.
Bilgece yap.
Yani koruyarak, yani için titreyerek,
yani yıkılmasın diye.
Tutkuyla yap.
Sana verilen yaşama gücünü kullan.
Yılmadan,

bilgece

ve tutkuyla.

"

— Tahrir Vazifeleri

"Chuang Tzu’nun Peşinden

Meyva vermeyen bir ağaç kadar
faydasız olsun bu yazdıklarım.
Dallarını meyvasına tamâ edip
kimse taşa tutmasın.
Bu yazdıklarım çok budaklı, çok bükümlü
bir ağaç kadar faydasız olsun.
O zaman marangozlar
kesip biçmeye değer bulmaz böyle bir ağacı.
Dokusu gevşek, gözenekleri geniş, reçinesiz
bir ağaç gibi faydasız olsun bu yazdıklarım.
Odun olmaz bu ağaçtan desinler,
yakmasınlar.
Faydasız olsun, yine de
bir ağaç gibi olsun bu yazdıklarım:
Kökü toprakta;
başı gökyüzüne dönük.
Belki kimse bahçesine dikmez,
şehrin bulvarlarına da sokmazlar onu.
Ama
uzak, kıraç bir ıssızlıkta
bunalmış bir yolcu
dibinde oturacağı,
sırtını dayayacağı bir ağaç buldu diye
ferahlarsa
bu yeter.

Çev: İsmet Özel"

Faydasız Yazılar

Bugün “Pelikan Level” aldım. Muhteşem bir dolum sistemi var, Kendine has mürekkep şişesi şart. Fakat artık üretilmiyor. Güzel kalem…

Bugün “Pelikan Level” aldım. Muhteşem bir dolum sistemi var, Kendine has mürekkep şişesi şart. Fakat artık üretilmiyor. Güzel kalem…

Pelikan Souverän M400. Nihayet dün gittim ve aldım. Bugün öğleden sonra yıkandı ve şimdi kurumayı bekliyor. Mavi-siyah mürekkep ile kullanmayı düşünüyorum.

Pelikan Souverän M400. Nihayet dün gittim ve aldım. Bugün öğleden sonra yıkandı ve şimdi kurumayı bekliyor. Mavi-siyah mürekkep ile kullanmayı düşünüyorum.

Aldırma

image

bin tank
dokuz yüz tank
doksan tank
yedi tank
aldırma çiçek
bu da geçecek!

Mevlana İdris

(Kaynak: azizveritas)

İmzasını almaya tenezzül edeceğim birçok yazar-şair var; yaşayanlar içinde ise tek kişi…

İmzasını almaya tenezzül edeceğim birçok yazar-şair var; yaşayanlar içinde ise tek kişi…

#whatsonmydesk #cosacesullamiascrivania #masamdanevar

#whatsonmydesk #cosacesullamiascrivania #masamdanevar

Sözlükler bazen en sıkı romandan daha fazla heyecan veriyor haddizatında.  Diller ne tuhaf, sözcükler filan…

Sözlükler bazen en sıkı romandan daha fazla heyecan veriyor haddizatında.  Diller ne tuhaf, sözcükler filan…

Bir kış günü Boğaz’da…

Bir kış günü Boğaz’da…

Dünyanın en güvenli sığınağıdır haddizatında…

Dünyanın en güvenli sığınağıdır haddizatında

Bundan istiyorum desem… “Franklin-Christoph” Zippered 3 Pen Fabric Cases.
Kaynak burada.

Bundan istiyorum desem… “Franklin-Christoph” Zippered 3 Pen Fabric Cases.

Kaynak burada.

"

Yahya Kemal, bir kuyumcunun sanki altın ve mücevheri işleyip titiz çalışması gibi şiiri ele alır; kuyumcunun yaptığı gibi adeta sabırla şiiri işler.

“Bu işleyişin bazı şiirlerde 10 yıl, 20 yıl, hattâ 40 yıl sürdüğü olmuştur.” (Beyatlı, 1985: VII) O, kullanacağı kelimelerin mısra içinde birbirleriyle hem ses, hem anlam, hem de ahengini, müzikal uyumunu sağlayıncaya kadar
huzursuz olmuş; hatta onun uykuları kaçmıştır. Bu konuda:

“Ve siyah serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.
beytindeki “siyah” kelimesine uzun süre takılıp, bunu daha sonra “serin” kelimesiyle değiştirmesini örnek verebiliriz (Çınarlı, 1984: 66).

Yahya Kemal yalnızca kendi şiirlerinde seçici davranmakla kalmamış; başkalarının şiirlerini de kendine dert edinmiş, zaman zaman onlar üzerindeki eksik ve kusurları da düzeltmeye çalışmıştır. Fransa’da yaşadığı şu olay bu duruma güzel bir örnektir. Fransa’ya vardığı yıllarda yeni tanıştığı Abdülhalim Memduh, “Hayd Park” adlı uzun bir manzume yazar. Abdülhalim, şiirinin bir mısraında geçen, fakat kulak tırmalayıcı bulduğu

“Ben nasıl bî-nihâyeyiyazarım?”
mısraının daha güzel ve pürüzsüz bir şekilde yeniden söylenmesi için Yahya Kemal’den yardımcı olmasını rica eder. O da bu rica üzerine mısrayı:
“Bî-tenâhîyi ben nasıl yazarım?”
şekline çevirmekle Abdülhalim’in büyük takdirlerini kazanmıştır. (Beyatlı, 1986: 101) Yahya Kemal bu düzeltmeyle, bazı uzmanlarca yarı ünlü olarak nitelenen y ünsüzünün e, i, a ünlülerinin de katkılarıyla “-ye -yi -ya” şeklinde, arka arkaya gelen üç hecenin söylenişindeki zorluğu gidermiştir.

Yine bir gün dostlarıyla birlikte otururken Şeyhülislâm Yahya’nın:

“Erdi bahâr sen dahi şâd olmadın gönül
Güllerle lâlelerle küşâd olmadın gönül”
beytinde, ikinci mısradaki “güllerle lâlelerle” kelimelerindeki söyleyiş zorluğunu ve fonetik sevimsizliği aynı şekilde düzelterek, mısraı:

“Her yanda güller açtı küşâd olmadın gönül”
şekline çevirmiştir (Çınarlı, 1984: 69). Şairin yaptığı bu gibi düzeltmelerin örnekleri çoktur.

"

“Yahya Kemal Beyatlı’nın Şiirlerinde Dil ve Ahenk”, Bilal Aktan, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:14, Nisan 2006. http://goo.gl/Rm1Ry

"

1951’de, Guinness Bira Fabrikasının müdürü Sir Hugh Beaver bir av partisine gider. Her avcının yaptığı gibi, avdan döndüğünde, arkadaşları ile birlikte bir bara girer ve birkaç Guinness birası ile birlikte tartışma başlar: Avrupa’nın en hızlı uçan kuşu hangisi? Altın yağmur kuşu mu yoksa keklik mi? Uzun süren tartışma, ortak bir noktada sonuçlanır: Bu tip soruları cevaplayacak hiç bir kaynak yok.
Bu tip tartışmalara son verecek bir kitap projesi fikriyle, Sir Hugh Beaver, araştırma ajansı işleten Norris ve Ross McWhirter ile temasa geçer. Onların bilgilerini test etmek için tek bir soru sorar: Hangi dilde en az düzensiz fiil var?

McWhirter kardeşlerin verdiği cevap, Sir Beaver’in projeyi onlara vermesi için yeterlidir: Türkçe.

"

— Mehmet Doğan, Altı Üstü Tasarım: http://goo.gl/q3HkH

"Sabri Esat Siyavuşgil miydi, Edmond Rostand’ın Cyrano de Bergerac’ındaki ünlü “Non, merci!”yi “İstemem, eksik olsun!” gibi muhteşem bir Türkçe mütekabiliyetiyle tercüme eden?"

— A. Turan Alkan, Zaman, 15 Ekim2012 (köşe yazısı)