"
Yahya Kemal, bir kuyumcunun sanki altın ve mücevheri işleyip titiz çalışması gibi şiiri ele alır; kuyumcunun yaptığı gibi adeta sabırla şiiri işler.
“Bu işleyişin bazı şiirlerde 10 yıl, 20 yıl, hattâ 40 yıl sürdüğü olmuştur.” (Beyatlı, 1985: VII) O, kullanacağı kelimelerin mısra içinde birbirleriyle hem ses, hem anlam, hem de ahengini, müzikal uyumunu sağlayıncaya kadar
huzursuz olmuş; hatta onun uykuları kaçmıştır. Bu konuda:
“Ve siyah serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.
beytindeki “siyah” kelimesine uzun süre takılıp, bunu daha sonra “serin” kelimesiyle değiştirmesini örnek verebiliriz (Çınarlı, 1984: 66).
Yahya Kemal yalnızca kendi şiirlerinde seçici davranmakla kalmamış; başkalarının şiirlerini de kendine dert edinmiş, zaman zaman onlar üzerindeki eksik ve kusurları da düzeltmeye çalışmıştır. Fransa’da yaşadığı şu olay bu duruma güzel bir örnektir. Fransa’ya vardığı yıllarda yeni tanıştığı Abdülhalim Memduh, “Hayd Park” adlı uzun bir manzume yazar. Abdülhalim, şiirinin bir mısraında geçen, fakat kulak tırmalayıcı bulduğu
“Ben nasıl bî-nihâyeyiyazarım?”
mısraının daha güzel ve pürüzsüz bir şekilde yeniden söylenmesi için Yahya Kemal’den yardımcı olmasını rica eder. O da bu rica üzerine mısrayı:
“Bî-tenâhîyi ben nasıl yazarım?”
şekline çevirmekle Abdülhalim’in büyük takdirlerini kazanmıştır. (Beyatlı, 1986: 101) Yahya Kemal bu düzeltmeyle, bazı uzmanlarca yarı ünlü olarak nitelenen y ünsüzünün e, i, a ünlülerinin de katkılarıyla “-ye -yi -ya” şeklinde, arka arkaya gelen üç hecenin söylenişindeki zorluğu gidermiştir.
Yine bir gün dostlarıyla birlikte otururken Şeyhülislâm Yahya’nın:
“Erdi bahâr sen dahi şâd olmadın gönül
Güllerle lâlelerle küşâd olmadın gönül”
beytinde, ikinci mısradaki “güllerle lâlelerle” kelimelerindeki söyleyiş zorluğunu ve fonetik sevimsizliği aynı şekilde düzelterek, mısraı:
“Her yanda güller açtı küşâd olmadın gönül”
şekline çevirmiştir (Çınarlı, 1984: 69). Şairin yaptığı bu gibi düzeltmelerin örnekleri çoktur.
"